Hamr Nedir?

Hamr Ne Anlama Gelir?

İlgili ayetlerde geçen “hamr (خَمْر)” kelimesi, Arapçada örtmek, saklamak, gizlemek vb. anlamlara gelen “hamere (خَمَرَ)” fiilinden köken alır. Ayrıca bu fiilin (hamuru vb. şeyleri) mayalamak manası da vardır. Aklı örttükleri için şaraba ve diğer alkollü içeceklere hamr dendiği ifade edilmektedir[1]. Bu içkileri içerek sarhoş gezen kimseye “mahmûr (مَخْمُور)” veya “himmîr (خِمِّير)” denir.

Hamr kelimesinin bütün alkollü içecekleri mi kapsadığı, yoksa sadece üzümden elde edilen şarap için mi kullanıldığı sorusu, tarih boyunca bazı görüş farklılıklarına sebep olmuştur: Ebu Hanife’nin de aralarında olduğu Irak ekolüne göre (Hanefiler ile bazı Şafii ve Maliki bilginler), hamr yalnızca üzüm suyundan yapılan alkollü içeceklerin adıdır; hurma ve buğday gibi ürünlerden elde edilen alkollü içeceklere ise nebiz adı verilir. Buna göre, sadece üzümden elde edilen alkollü içecekler Kuran’da haram kılınmıştır; eğer başka maddelerden yapılan alkollü içecekler sarhoş edecek kadar alınırlarsa, ayete göre değil ama sünnete göre bu haramdır; dolayısıyla sarhoş etmeyecek kadar nebiz içmek haram sayılamaz, denmiştir. Hicaz ekolüne göre ise, hamr sarhoşluk veren alkollü içeceklerin tamamının adıdır ve bu nedenle, ilgili ayetler -hangi maddeden yapılmış olursa olsun- bütün alkollü içeceklerin tüketilmesini yasaklamaktadır. Muhammed peygamberden nakledilen birçok rivayet, ikinci görüşü destekler niteliktedir[2].

Allah’ın hamr’ı yasaklamasının, içerdiği sarhoşluk verici madde olan alkolden dolayı olduğu gayet açıktır. Zira, Maide suresinin 91. ayetinde, “hamr”ın insanların arasına kin ve düşmanlık düşürdüğünden ve insanı namazdan ve Allah’ı anmaktan alıkoyduğundan bahsedilmektedir. Bütün bunlara sebep olabilecek tek şeyse, alkolün sarhoşluk verici etkisidir. Dolayısıyla, yasağa sebep olan maddeyi (yani alkolü), söz konusu fiillere yol açabilecek miktarda içeren (yani sarhoş edebilme kapasitesi bulunan) bütün içkilerin, yasak kapsamına dahil edilmesi gerektiği söylenebilir.

 

Alkol İçeren Her Şey Haram mıdır?

Burada, zaman zaman gündeme getirilen bir konuyu, ayrıntılı olarak ele almakta fayda olabilir. Meyve suları vb. ürünlerde de –çok az da olsa- bir miktar alkol bulunabilmektedir. Acaba alkol içerebilen bu tür besinler de, yukarıda bahsettiğimiz alkollü içecek yasağının kapsamına dahil edilmeli midir? Öncelikle şunu vurgulamak gerekir ki; meyve sularında bulunması muhtemel alkol miktarı ile herhangi bir içkide bulunan alkol miktarı arasında önemli bir fark vardır ve meyve suları -fizyolojik sınırlarda ne kadar tüketilirse tüketilsin- sonuçta bir “sarhoşluk” durumu ortaya çıkarmaz. Bir örnekle açıklamak gerekirse, mesela, yaklaşık %5 oranında alkol içeren 350 mL’lik bir bira kutusunda kabaca 14 gram kadar alkol bulunmaktadır ve bu miktarın tamamı, 70 kg ağırlığındaki normal bir erkekte tahmini olarak 50 litre civarında bir hacme yayıldığında, kanda yaklaşık olarak 25-30 mg/dL gibi bir alkol konsantrasyonunun oluşmasına yol açabilecektir. Dolayısıyla 2 kutu bira içmek, kişinin trafikteki yasal sınırı (50 mg/dL) aşmasına ve trafiğe çıkamayacak ölçüde “sarhoş” olmasına neden olabilir. Oysa %0.1 oranında alkol ihtiva eden bir meyve suyundan (ki normalde meyve suları bunun yarısı kadarını bile ihtiva etmez) içerek yasal sınırı aşabilmek için; bir kişinin, bir defada, 25 litreye yakın meyve suyu içmesi gerekir ki bu fizyolojik açıdan mümkün değildir!

Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi, ayetteki yasaklama gerekçelerini dikkate aldığımızda, bir içeceğin yasak kapsamına alınabilmesi için; o içeceğin fizyolojik olarak içilebileceği azami miktarı içildiğinde, bir insanı sarhoş edebilmeye yetecek miktarda alkol ihtiva etmesi gerektiğini söyleyebiliriz. Dolayısıyla, alkol molekülü ihtiva edebilme potansiyeli olan gıda maddeleri ile özellikle alkollü olması için üretilen içkileri aynı kefeye koymak hatalı bir yaklaşım olacaktır.

 

[1] Rağıb el-İsfahani, Müfredat, “Hmr (خمر)” maddesi.

[2] Buhari, Edeb, 80, Ahkam, 22; Müslim, Eşribe, 7, 41, 73; Ebu Davud, Eşribe, 5; Tirmizi, Eşribe: 1, 2, 3; Nesai, Eşribe, 53; İbn Mace, Eşribe: 9, 10; Darimi, Eşribe, 8.

Satranç oynamak caiz midir?

satrancin faydalari
satrancin faydalari

Nedense sık sık sorulan sorulardan biridir. İçgüdüsel olarak insan ne var ki bunda? Satranç oynamanın kime zararı vardır diye düşünebilir. Ancak bazen kural uydurmayı seven hadis tutkunları uydurma sözlerle dini darlaştırmaya çalışmaktadır.

Kuran ise kural uydurmayı sevenler için şöyle demiştir.

“dillerinizin yalan yere nitelendirmesinden ötürü `bu helaldir, bu haramdır,` demeyin. böylece allah`a yalan yakıştırmış olursunuz. allah`a yalan yakıştıranlar başarıya ulaşamazlar. (edip yüksel çevirisi.)”

Nahl Suresi 116.

Kurancılık metodu izlendiğinde(tek kaynak kuran) satranç hiçbir problem oluşturmamaktadır. Faydaları da düşünüldüğünde satranç oynamak teşvik edilmesi gereken bir oyundur. (oyunu kumar haline getirmedikçe.)(Neden Hadislere inanmamalıyız konusunda.)

Sorularla islamiyet tarzı siteler 1000 yıl önceki insanların düşüncelerini kuranlaştırdığı için şöyle bir başlangıç sunar: x mezhebine göre ……… y mezhebine göre…………… , hatta bazen bu mezheplerin ikisi de çelişkili içerik içerse bile ikisi de kabul edilebilir der. Bu mantığa terstir. İslam aklı kullanmayı teşvik eder, köreltmeyi değil.

Satranç youtube kanalımız için.

İslama göre çalışmalı mıyız?

rizik

Hayatını tam anlamıyla yaratıcıya adamış olan insanların genelde aklından çalışma temposu hakkında bir şeyler aramak gelir.(kontrollü araştırma yapmadım ama bence çok yüksek bir ihtimal.)

Yaptığımız ya da yapacağımız işler varoluş açısından gerçekten değerli mi diye geçen bir düşünce insanı hiç bir şey yapmamaya bile itebilir. Eylem ve durağanlık arasında yaşamımız gidip gelir. Bu gidip gelmede yaratıcının bizlerden ne beklediği konusunda bilgi edinebiliriz. Rehber olarak kuran’ı edinenler kuran’ı detaylı şekilde incelediklerinde göreceklerdir ki kuran insanı hayırlı işler yapmaya davet eder, çalışmak da hayırlı işleri yapmanın tek yoludur.

Ancak bu yol bir şekilde kuran üzerinde yine sınırlandırılmıştır. Ancak bu sınırlandırma dini darlaştırma, zor kurallar koyma, insanlara eziyet etme amacıyla değil, toplumsal düzen ve barışı sağlamaya yöneliktir. Bu sınırlamadan bahsedeceğim:

Çalışmanın amacı genelde fizyolojik ihtiyaçlarımızı karşılamaktır. Bu ihtiyaçlardan en önemlisi de rızıktır. Ancak çalışmamızın karşılığı olarak elde ettiğimiz rızık bazen yasal olsa bile Allah tarafından yasal görülmeyebilir. Rızka sahip olanlardan yüce Allah’ın istediği şeylerden biri rızkı paylaşmaktır. Ancak yine de insan özgürdür. Popüler dünyada rızık eşit dağıtılmamaktadır. Tüm bunlar düşünüldüğünde rızkı paylaşmanın önemi basitçe anlaşılır.

“8:3 – onlar ki, namazı gereği gibi kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden allah yoluna harcarlar. “

Her zaman unutmamamız gereken ayet:

22:28 – ta ki kendilerine ait birtakım menfaatlere şahid olsunlar; allah`ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanları belli günlerde kurban ederken o`nun adını ansınlar. siz de onlardan yiyin, yoksulu, fakiri de doyurun. 

(http://www.alimallah.net/hac+suresi+28.html)

kuranda rızık

34:39 – de ki: “gerçekten rabbim kullarından dilediği kimseye rızkı hem genişletir, hem daraltır. her neyi hayra harcarsanız o, onun yerine başkasını verir. hem o, rızık verenlerin en hayırlısıdır.

sebe suresi 39

Bazıları rızkı değerlendirmeye yaratıcı neden karışıyor diyebilir, ancak kuranda da ifade edildiği gibi rızkı veren ve bizleri yaratan yaratıcı bu tür kurallar koyabilir. Nasıl ki bir internet sitesini yaratan en yetkili oluyorsa yaratıcı da bu bağlamda kurallar koyabilir. Bunun sonucuna göre de bizi değerlendirebilir. Bu konu yine farklı bağlamlarda ele alınabilir.

Kuranda hayır yapmak ve çalışmaya söz ettiğim gibi karşı çıkılmasa da amaçlar konusunda kuran farklı bir perspektif sunar:

” onları doğru yola iletmek sana ait değildir. lâkin allah dilediğini doğru yola iletir. hayır olarak harcadıklarınız kendi iyiliğiniz içindir. yapacağınız hayırları ancak allah`ın rızasını kazanmak için yapmalısınız. hayır olarak verdiğiniz ne varsa; karşılığı size tam olarak verilir ve asla haksızlığa uğratılmazsınız. “

bakara suresi 272

Son olarak :

3:114 – Allah’a ve ahiret gününe inanırlar, iyiliği emrederler, kötülükten vazgeçirmeye çalışırlar, hayır işlerinde de birbirleriyle yarışırlar. İşte onlar iyi insanlardandır.

ali imran suresi 114

AlimAllah psikoloji sitesi

http:// adresinde oluşturulmuş, psikoloji haberlerine ve makalelerine ulaşabileceğiniz başarılı ve geniş içeriğe sahip bir oluşum.
şu kategorilere yer veriliyor:
Aile İçi Sağlıklı İletişim
Bağımlılıklar
Çomü Pdr
depresyon
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu
Din Psikolojisi & Sosyolojisi
Dökümanlar
Eğitim
Eşcinsellik
Evlilik Danışmanlığı
Evrimsel Psikiyatri
Fizyolojik Psikoloji
fobi
Fütürist Haberler
gelişim psikolojisi
Geriatrik Psikiyatri
Haberler
Hipnoz Tedavileri
İlaçlar
Kişilik Bozuklukları
Kitaplar
Makaleler
Nöroloji
Obsesif Kumpulsif Bozukluk
Psikiyatride beyin görüntüleme
Psiko Terapi
psikolojik sendromlar
psychology
Saldırganlık
siyaset psikolojisi
Şizofreni, Şizoid bozukluklar
Sosyal Psikoloji
Üniversite Psikoloji Bölümleri
Uyku Bozuklukları