pdr bölümünü seçmeli miyim?

Geçenlerde mail yoluyla aldığım bir soru üzerine bu blogu yazmak istedim. Pdr bölümünün tercih dönemi öncesinde değerlendirmesini yapmayı planlıyorum. Akademik ya da daha farklı şekillerde kariyerini devam ettirmek isteyenler için doğru bir seçim olup olmadığına değineceğim.

Eğer illa ki pdr bölümü seçerseniz nelere dikkat etmeniz gerektiğinden söz edeceğim. Bölüm halk arasında popülerliğini psikolojiye olan ilgiden ve istihdam olanağının fazlalığının yararlılığından elde etmişti. Ancak alan dışı atamalar ve bana göre çok fazla özel üniversitelerde gereksiz yere bölüm açılması (örneğin medipol üniversitesi rehberlik ve psikolojik danışmanlık bölümü.) bölümün önünü kapattı.

Bölümün önünü kapatmasının yanı sıra bölümden arda kalanlar da idealist oldukları için oldukça güçlü bir rekabet ortamı yarattılar. Bölüm daha diğer bölümlere göre yeni olmasına rağmen 80 kpss puanı bu bölüm için düşük bir kpss puanı hale geldi,(bkz.2016 kpss) atanmayı imkansızlaştırdı.

Atanması imkansız olmayanlar ise doğuya atandılar. İsterlerse Türkiye derecesi yapsınlar tercih listesinde batıdaki yerler bitme noktasına geldi. Mezunların istihdamsız kalmasıyla beraber güçlü iş olanakları olayı çoktan öldü.

Diğer taraftan özelde iş bulma açısından soracak olursanız o da çok parlak sayılmaz,(hatta diğer eğitim fakültesi bölümlerine göre daha kötü, örneğin matematik öğretmeni freelance ders verebilecekken pdr mezunu için o kadar kolay değil.) zira özeldeki kurumlar da oldukça rekabet halinde. ki bu rekabet sadece pdr mezunları arasında değil. Bölüm için kanun tarafından sınırlanan özel bir çalışma alanı olmadığı için diğer sosyal bilimlerle alakalı bölümler de bu masadaki iş fırsatına ortak oluyor.

Ama şöyle diyebilirsiniz tabii, ben akademisyen olmak istiyorum zaten ne işim var benim okulda çalışmayla!. Burada da türkiye şartları pek elverişli sayılmaz. Ancak sayılı üniversitelerde eğitim alıyorsanız belki master yaparken asistan olmaya çalışabilirsiniz.(çok fazla kadro olmadığı gerçeğini unutmayın.) Ama gerçekten bu konuda büyük bir isteğiniz yoksa bu yol sizin için daha fazla yük olacaktır.

Gelelim diğer soruya, akademik alanda ilerlemek istiyorsak nasıl üniversite seçmeliyiz?

Seçeceğiniz üniversitenin mümkün olduğunca türkiyede’ki üniversiteler arasında yüksek sıralamaya sahip olması önemlidir.(genelde devlet üniversitelerinin daha iyidir.  Üstelik burs kesilecek derdi olmaz.)

Eğitim dilinin ingilizce olması size inanılmaz bir fayda sağlar. Meslek ingilizcesini de o arada kavramış olursunuz. Sonradan pdr müfredatını ingilizce düşünmeye çalışmak ya da öğrenmeye çalışmak yıllarınızı alabilir.

Üniversitedeki hocaların uluslararası araştırmalarının olup olmamasına dikkat edin. Bunu nasıl araştıracağız diyorsanız şöyle örnek vereyim:

Örneğin Medipol Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık bölümünü ele alalım.

En yüzeysel şekilde profesör ve doçent sayılarının fazla olması bölümün iyi olduğuna işarettir.  Verdiğim linkte sadece 1 tane profesör olduğu görülüyor.(Diğerleri yardımcı doçent) Yine profesör olanın yani en iyisinin araştırmalarına baktığınızda 1 tane uluslararası yayınlanmış araştırması olduğu görülüyor.(daha fazla da olabilir benim dikkatimi çeken 1 tane var.)

Bölüm başkanı olarak gözüken kişiye baktığımızda ise (scholar.google.com üzerinden araştırmalarını aratabilirsiniz.) hiç gözümüze çarpan uluslararası araştırma olmadığını görüyoruz. Ki muhtemelen listenin devamına bakmaya gerek görmüyoruz.

Özetle ileride akademisyen olmak isteyeceğiniz bir üniversite seçmek istiyorsanız, üniversitenizin hocalarının da iyi bir akademisyen olmasına dikkat etmelisiniz. İleride master eğitimi için bir yere başvurduğunuzda eğer eğitimi kötü bir üniversiteden mezunsanız size “orada eğitim nasıl?” diyeceklerini unutmamalısınız.

Diğer önemli etmenlerden biri ise sınıftaki öğrenci sayısı olabilir. Eğer bir üniversitede öğrenci sayısı fazlaysa bu hocaların sizi bireysel olarak tanıma, yardım etme, iletişim kurma ihtimalini azaltır. Kendinizi liseden beter bir eğitim kurumu içerisinde hissedersiniz. Sınavlarınız klasik olmaz hep test olur çünkü okuyacak kimse yoktur vs.

Umarım yazı yararlı olmuştur. En başta epey yazarım gibi gelmişti ama o kadar kolay değilmiş sanırım.

ilgili olarak sormak istedikleriniz varsa “alimallahweb@gmail.com” adresine mail atabilirsiniz.

Irak Şam İslam(?) Devleti

Son zamanlarda popüler olan ve islamın 11 eylül ile inanılmaz derecede sarsılmaya başlayan imajını tamamen islam=terör denklemine çeviren terör topluluğunun ismi Irak Şam İslam Devleti.(sırf seo’su iyi olsun diye tekrar yazmadım tabii.)

Günümüzde artan terör olaylarıyla birlikte türkiye’nin giderek terör içermesine alışıldık bir devlete dönmesi beni bu yazıyı yazmaya itti.

Bu konuyu ele alırken islamı sadece kuran anlayışıyla ele almaya çalışmalıyız’dan öte sapkın bir bakış açısı kullanmamaya çalışacağım.

“5. haram aylar çıkınca bu allah`a ortak koşanları artık bulduğunuz yerde öldürün, onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları gözetleyin. eğer tövbe ederler, namazı kılıp zekâtı da verirlerse, kendilerini serbest bırakın. şüphesiz allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.”

Bu ayet ateistlerin en çok sevdiği ayetlerden biridir. Eğer inancına sadık bir müslüman kuran okumamışsa bu ayeti görünce şaşırabilir. Bu oryantalist bakış açısından öte bir paragrafı bir metinden alıp çekmeyle ilgili tamamen. 1 000 000 kere bu ayetten söz edilmiş olsa da ateistler ısrarla bu ayetin bağlamını başka yerlere çekerler.

Eğer cahil bir topluluğu katliama ikna etmek istiyorsanız, bu ayeti rahatça söyleyebilirsiniz. Kaldı ki bu ayetteki müslüman olma tanımı da oldukça geniş bir çerçevede verilmiş gibi. Mesela sadece bu ayetten o zaman zekat vermeyenleri de öldürebilir miyiz? gibi çeşitli sapkın fikirler de çıkabilir.

Az önce dediğim gibi bu ayetle kuran’ı bilmeyen birini rahatlıkla islamın şiddet istediğine ikna edebilirsiniz. Lakin aynı zamanda bu ayetle ikna edebilmenizin diğer bir sebebiyse türk toplumunun ya da diğer bir deyimle orta doğu toplumlarının genelde kitap okumayı, analiz etmeyi alışkanlık haline getirmemeleridir.

Hal böyle olunca sadece kişiler işitsel bir kültüre teslim oluyorlar. Bu da bilgisizliğe yol açıyor. Kaldı ki daha inandığını söylediği kutsal kitabını okumayan adamın gerçekten dinle ne kadar ilişkili olduğu da tartışılabilir.

Ayetin sure içerisindeki manasına dönecek olursak:

ayetin öncesinde şöyle bir ayetle karşılaşırız:

4. ancak allah`a ortak koşanlardan, kendileriyle antlaşma yapmış olduğunuz, sonra da antlaşmalarında size karşı hiçbir eksiklik yapmamış ve sizin aleyhinize hiç kimseye yardım etmemiş olanlar, bu hükmün dışındadır. onların antlaşmalarını, süreleri bitinceye kadar tamamlayın. şüphesiz allah, kendine karşı gelmekten sakınanları sever.

Yani bu ayette diyor ki anlaşma yaptıklarınızla savaş yapmıyorsunuz. Dolayısıyla 5. ayetin kapsamı savaş hali oluyor. Size savaş ilan eden bir milletle olan savaştan söz ediliyor.

Yine ateistler bu iki ayetin devamı olan 6. ayetten de söz etmezler.

“6. eğer allah`a ortak koşanlardan biri senden sığınma talebinde bulunursa, allah`ın kelâmını işitebilmesi için ona sığınma hakkı tanı. sonra da onu güven içinde olacağı yere ulaştır. bu, onların bilmeyen bir kavim olmaları sebebiyledir.”

Dolayısıyla bu 3 ayetle bile çok rahat bir şekilde islamın random inanmayan öldürme şeklinde bir yöntemi olmadığı anlaşılabilir.

http://sozluk.alimallah.com/tevbe+suresi.html

Peki sözlerim nasıl tam olarak anlaşılmayabilir?

1-)Ayeti yalanladığını ilan eden hadisler uydurulmuştur.

Bazı hadislerde peygamberin inanmayanları öldürdüğünden söz edilir.

2-) Hoşlanılan din adamına körü körüne bağlanılmıştır ve o din adamı savaşı seviyordur.

Metnin özeti:

Kuran okuyan biri eğer ortalama bir zekaya sahipse ve kuran’ı dinin tek kaynağı olarak görüyorsa işid vahşetini islamla ilişkili görmez.

Eğer ilişkili görüyorsa ya çoktan ateist oldum yaa amaan boşver diyor olabilir. Neticede doğal olarak insanlar büyük karar değişmelerine dirençlidirler.

Daha kötüsü ise bunu ilişkili görüp aynı zamanda bu terör vahşetini ısrarla devam ettirmeleri oluyor tabii.

isid ve google

abd destekli olması muhtemel islami görünümlü terörist yapılanma. islamofobi artırıcı.

google üzerinde arandığında oldukça korkutucu sonuçlar vermektedir. adamlar başvuru formu arıyor terör örgütü için . aynı zamanda cahilliğin de bir ürünü.
aşağıdaki aramaları google`dan elde ettik.
“iside katılmak ile ilgili aramalar”
iside katilan kadinlar
iside katilan unluler
ışid`e nasıl gidilir
ışid e nasıl girilir
ışid`e yakın internet sitesi
ışid`e katılan kadınlar ne yapıyor
ışid başvuru formu
iside katilmanin yollari
isid müslüman ile ilgili aramalarda da yine korkutucu ögeler var.
mesela kuranda işid geçiyor mu diye aramış adamlar. böyle bir adamın islamdan anladığı düşünülemez zaten. adam bekliyor ki işid doğru ya da yanlış iş yapıyor diye direkt bir ayet görecek.
(bkz: swh)
ama merak ediyorlarsa işidle alakalı ayetleri kuranda cehennem başlığını açabilirler.

kuranda isid uyarisi
kuranda işid ile ilgili ayet
kuranı kerimde işid geçiyor mu
ışid müslümanlık testi
isid kurani kerimde nasil geciyor
ışid müslümanları öldürüyor
ışid`in kurandaki yeri
kuranda ışid den bahsediliyor mu

islamın bütün prestijini olumsuz etkileyen, pseudo-müslüman topluluk.
ancak yine de islamın öğretisinin ne kadar güçlü olduğunun da göstergesi .
nitekim bu topluluk her ne kadar islamın akılcılığına aykırı hareket etse de islamın ritüelleriyle topluluklarını idare ediyor.
namaz ya da oruç gibi bir sürü islami uygulamayı yerine getiriyor. yani bu uygulamaların bir topluluğu güçlü kılabileceğini gösteriyor. ancak akılcılığı takip etmeleri de sonlarını getirecektir tabii.
genelde ateistler ve cahiller tarafından islam ürünü olarak algılanmak istenen terör grubu.
ateistler islam ürünü derler çünkü islama karşı çıkmak üzerine motive olmuşlardır.
cahillerse önüne konan her kelimeye inandıkları için bu terör örgütünü severler. Bir topluluğa ait olma arzusu, ekonomik sebepler falan da yine risk faktörleri araında.
kaynak:http://sozluk.alimallah.com/isis.html