Kuran Bilim ve Algılarımız

Birbirine uzakmış gibi görünen ya da bir zamanlar gösterilmeye çalışılan iki alandır kuran ve bilim. bunun
sebeplerini ele alırken tek sebepli bir bakış açısını kullanmak adeta günümüzde ateizmin farzları arasında
kabul ediliyor. her zaman diyorlar ki din ve bilim birbirine karşıdır vs. oysa ki bu islamın yanlışlığına ya
da islamın bilime karşıtlığına işaret etmemektedir. kuran okunacak olursa aksine buna ters bir tavrın gösterilmiş
olduğu gözlenecektir. Zira Kuran esasında majik(büyüsel) düşünceye karşı çıkan gerçeği Allah’tan bilen bir tavır
takınmaktadır esasında. ve hatta bir ayette kuran’a sihir diyenler eleştirilmiştir. zira kuran böyle görünmeyen
dünyalarda görünen dünyamızı kaybetmeyi amaçlamamaktadır. aksine bu dediğim sihir bu ya diye eleştiren kafirlere
karşı Aya andolsun denilmektedir. yani görünenlere andolsun demektedir. evrende bizim tespit edemediğimiz ancak
varlığını hissedebildiğimiz şeylere değinmiş olsa da, bunların etkisine söz etmiş olsa da bu şeylerin bilimsel
izahı olmadığı anlamına gelmemektedir. yalnız bunu farkedemiyor olmamız bu şeylerin olmadığı anlamına gelmemektedir.
Kuran mesela “Ruh hakkında size pek az bilgi verilmiştir.” diyerek bu şeylerin olası nesnelliğine işaret eder.
Bazı teistlere ya da din adamlarına göreyse melek ve şeytan birer metafordur. Mesela tek tanrıcı olan Newton
bu şeylerin metafor olduğunu söylemektedir. Öyle olsa bile neticede bir gerçeklikten söz ettiği için bunlara majik
ya da mantıksız dememeliyiz.
Evreni algılayabilmemiz bildiğiniz gibi duyu organlarımız aracılığıyla yapabilir. bazen kendi öznel verilerimizi
çok gerçekmişçesine ve herkes tarafından aynen görülüyormuşcasına addederiz. yani ben böyle düşünüyorsam başkası da
böyle düşünüyordur hatası sıkça yapılabilir ve bu evreni anlayabilmemizde gözlerimizi kör edip, kulaklarımızı sağır
edip yaratıcıyı algılayabilmemizi engelleyebilir. bu sağırlık ve körlüğün algılanışından maksadım bu duyu organlarını
putlaştırmamamız gerekliliğine işaret içindir. bu duyu organları dışında bir dünya elbette tezahür edilebilir. Hatta
yaratıcılığa inanıldığı takdirde bu dünyayı algılayışımız bize evreni algılamada bir işlevsellik kazandıracaktır.
Tabii bazıları inatla çevreyi böyle algılıyorum diye böyle anlamak zorunda değilim diyerek Tanrı’ya asi gelebilse de
bizlerin evrende yaşamamız daima bu duyu organlarıyla olur. yani bu zihinsel sistemi her yerde aynı şekilde kullanıp
Tanrı’yı anlamaya çalışmada kullanmamak olmaz. Kuran insanların yüzde yüz inanmasını vaad eden bir dünya yaratmamıştır.
kuran bazılarını buradan ayırmaya çalışır. mesela ahlaksızlığa eğilimli olanları cehenneme atacağını söyleyen Tanrı’ya
sinirlenenler ateizmi seçmek için bin dereden su getirebilirler. Duyu organlarını, zihinlerini, tüm duygularını yok
sayabilirler. Oysa yüce Allah evrende var ettiği fiziksel yasalarla beraber varlığını gösterir, bunları inkar etmemek
gerektir. Bilimin inkarı Tanrı’nın inkarıdır biraz.

Bir Cevap Yazın